Türkiye’de mal paylaşımı uluslararası hukuk alanında önemli bir yer tutmaktadır.
Türkiye’de mal paylaşımı – YURT DIŞINDA MAHKEMECE VERİLEN MAL REJİMİ TASFİYE KARARININ TÜRKİYE’DE TANIMA VE TENFİZİ
- Yurt dışında boşanma, nafaka, mal rejimi tasfiyesi gibi davalar açılıp karara bağlandıktan sonra,
- Türkiye’de mal paylaşımı için, yabancı mahkemelerce verilen bu kararın Türkiye’de tanıma ve tenfizi işlemlerinin de yapılması gerekmektedir.
Aksi takdirde yurt dışında mahkemece verilen mal rejimi tasfiyesi kararı sadece kararın verildiği ülkeyi bağlayacak; Türkiye’de mal paylaşımı imkânı olmayacak zira Türkiye’de tanıma ve tenfiz işlemleri yapılmadıkça Türkiye’de icra kabiliyeti (uygulanabilirliği) olmayacaktır.
Türkiye’de mal paylaşımı ile ilgili Yargıtay kararı
YARGITAY 8. Hukuk Dairesi 2010/1855 E., 2010/3896 K. – Türkiye’de mal paylaşımı
Türkiye’de mal paylaşımı ile ilgili Yargıtay kararı özeti:
Özet: Türkiye’de mal paylaşımı için; Taraflar başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, (743 sayılı TKM. M. 170) bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler.
Türkiye’de mal paylaşımı ile ilgili Yargıtay kararı içeriği:
- Taraflar 31.07.1980 tarihinde evlenmişler, Russelsham Sulh Hukuk (Aile) Mahkemesine açılan ve 10.01.2006 tarihinde kesinleşen boşanma davasının kabulü yönündeki hükmün tenfizine ilişkin Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/354 Esas, 2007/262 Karar sayılı hükmünün 14.04.2008 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur.
- Davacı vekili, Türkiye’de mal paylaşımı için evlilik birliği içinde kooperatif üyeliği yoluyla davalı koca adına tescil olan 7046 ada 54 parseldeki 4 numaralı bağımsız bölümün edinilmesine katkıda bulunulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 27.000 TL. katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile vekil edenine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
- Davalı vekili, Türkiye’de mal paylaşımı için dava konusu taşınmazın edinildiği tarihten dava tarihine kadar Borçlar Kanununun 125. maddesine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu, Türkiye’de mal paylaşımı için davacının katkısı bulunmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
- Türkiye’de mal paylaşımı ile alakalı bu dava Dava, 743 sayılı TMK.nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mala yapılan katkı payı alacağına ilişkindir.
MÖHUK md. 59’a göre; zamanaşımı süresi, yurt dışındaki mahkemenin kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar. Türkiye’de mal paylaşımı için; Taraflar başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, (743 sayılı TKM. M. 170) bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabidirler. Türkiye’de mal paylaşımı için; Borçlar Kanunu md.125’teki 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanılması gerekirken mahkemece, dava konusu taşınmazın edinildiğinin ve katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü tarih itibariyle uyuşmazlığın 01.01.2002 tarihinden önceye ilişkin olduğu gözden kaçırılarak zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA karar verilmiştir.
Türkiye’de mal paylaşımı ile alakalı Avukatlık hizmetlerimizin önemi
Türkiye’de mal paylaşımı ile alakalı Yabancı mahkemelerce verilen kararların Türkiye’de tanıma ve tenfizi işlemlerinin hızlı ve zamanında yapılabilmesi için konusunda uzman ve deneyim sahibi avukatlarla çalışmak büyük önem arz etmektedir. Aksi takdirde Türkiye’de mal paylaşımı dosyalarında eksiklikler tamamlanana kadar işlem, beklenen zamanda sonuçlanmamış olacak, süre uzayacak ve belki şahsi kayıplar ortaya çıkacaktır.
