Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı arayan müvekkillerimize yardımcı olmak amacıyla ekibimizin hizmetinize sunduğu yazımızın herkese faydalı olması ümidiyle…
Çeşitli sebeplerden dolayı insanların kıtalararası seyahatlerinin artması neticesinde uluslararası evliliklerde artışlar olmuş; boşanma durumunda çocukların velayeti ve buna bağlı konularda husumetler ortaya çıkmıştır.
Bazen boşanma ve neticesinde velayet kararı olarak bazen de velayet kararı olmadan çocuk, eşlerin birlikte oturdukları ülkenin sınırları dışına çıkartılabilmektedir. Bu durum ya eşin diğer eşten intikam alması amaçlı ya kendi kültürü ile çocuğun büyümesini isteme amaçlı ya da eşe-çocuğa şiddet, cinsel istismar vs. gibi çok daha önemli sebeplerden kaçış olarak gerçekleşebilmektedir.
Bu tür olaylarla ülkeler bazında çokça karşılaşılması neticesinde uluslararası sözleşmeler yoluyla iç hukukta da uygulanabilirliği olan düzenlemeler yapılmıştır. Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi, bu konuda en önemli sözleşmedir. Gerek Lahey Sözleşmesi gerekse de Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çocuğun; korku, kaygı, endişe, şiddet gibi söz konusu olumsuzluklardan psikolojik olarak etkilenmemesi amaçlanmıştır. Bu sözleşmeler ile, milletlerarası kanunlar devreye girerek hızlı bir şekilde çözüme ulaşmak daha kolay hale gelecektir.

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı ve Türk Ceza Kanunu

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı
Çocuk kaçırma ve alıkoyma suçu, Türk Ceza Kanununun 234/1. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir:

  • MADDE 234 – (1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Çocuğun kaçırılması ya da alıkonulması ile, velayet yetkisi kendisinde olmayan tarafın çocukla olan ilişkisi ve bağı tehlikeye girecektir.

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı


İlişkisi tehlikeye giren taraf ise, yasa hükümlerine riayet etmek suretiyle bir hak tesisi yoluna gidecektir. Velayet, ziyaret hakkı(şahsi ilişki hakkı olup; ilgiliye çocuğu geçici olarak başka bir yere götürme hakkı vermektedir) gibi haklar bu şekildedir. Görüldüğü üzere yasa ve sözleşme hükümleri tamamıyla çocuğun velayeti elinde olmayan ebeveyni ile de ilişkisinin devamlılığını sağlamakta; anneye ve babaya arada kıtalar olsa bile çocuk ile ilişkisini düzenleme imkanı tanımaktadır. Bu hak “Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi” ile koruma altına alınmış ve Türkiye de 2010 yılında bu sözleşmeye taraf olmuştur.

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı ve mutad mesken kavramı

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı:
Makalemiz boyunca ve Sözleşmede sıkça karşılaştığımız kavramlardan biri de mutad mesken kavramıdır. Peki “mutad mesken” nedir?
Sözleşmenin uygulanabilmesi için çocuğun mutad meskeninin sözleşmeni tarafı olan devletlerden birinde olması gerekir. Buna göre çocuğun gerçek fiili yaşadığı merkez esas alınmıştır. Çocuğun yerinin haksız olarak değiştirilip değiştirilmediği veya haksız olarak alıkonulmuş olup olmadığı mutad mesken hukukuna göre tespit edilecektir. Hukuki bir korumanın olup olmadığı da yine mutad meskene göre tespit edilecektir. 3. Madde gereği; çocuğun yerinin hukuka aykırı olarak değiştirilmesinden hemen önce mutad meskeninin bulunduğu devletin hukukuna göre çocuk üzerinde koruma hakkı kimin üzerindeyse, o kişi çocuğun mutad meskenini tayin etmek hakkına sahip olacaktır. Mutad meskenin belirlenmesi her somut olaya göre yapılacaktır. Burada çocuğun üstün menfaati esas alınacaktır. Çocuğun yaşı da önem arzetmektedir. Örneğin;küçük bir bebeğin mutad meskeni annesinin yanıyken; ana sınıfı çağındaki bir çocuğun anne babasından bağımsız bir mutad meskeni olabilecektir. Burada çocuğun sosyal çevresi oluşmuştur.
4. Madde- “ Sözleşme, koruma ve ziyaret haklarının ihlalinden hemen önce, mutad ikametgâhı Taraf Devletlerden birinde bulunan çocuklara uygulanır. Sözleşmenin uygulanması çocuk 16 yaşına geldiğinde sona erer.” şeklinde ifade etmektedir.

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı ve velayet

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı:
Bu noktada ortak velayet kavramı ile karşılaşmaktayız. Türk Medeni Kanunu’nda ortak velayet kavramı yalnızca evlilik birliği içerisinde mevcuttur. Boşanma ile velayet anneye ya da babaya verilmektedir. Alman Medeni Kanunu’nda ana baba velayeti birlikte kullanmaya devam eder. Ana veya baba talep ederse tek başına velayeti üstlenebilir.

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı ve iade işlemleri

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı:
Peki bir çocuk kaçırma durumu söz konusu ise, iade istemiyle mercilere başvurulduğunda nasıl bir inceleme yapılacaktır?

  1. 1-Öncelikle yetkili merkezi makam kaçırma eyleminin Lahey Sözleşmesi kapsamına girip girmediğini inceleyecektir.
  2. 2-Daha sonra başvuran kişinin, mutad mesken ülkesi hukuku uyarınca koruma hakkına sahip ebeveynlerden biri olup olmadığına bakılacaktır.
  3. 3-Çocuğun 16 yaşını doldurup doldurmadığı incelenecektir.
  4. 4- Yine çocuğun alıkonulduğu iddia edilen devletin, Lahey Sözleşmesi’ne taraf olup olmadığı ivedilikle incelenecektir.

12. maddeye göre “………..Kanuna aykırı olarak yeri değiştirilmiş veya çocuk alıkonulmuş ve çocuğun bulunduğu Taraf Devletin adlî veya idarî makamına müracaat anında, yer değiştirme veya alıkonulmadan itibaren bir yıldan az zaman geçmişse, müracaatta bulunulan makam, çocuğun derhal geri dönmesini emredecektir. Öngörülen bir yıllık sürenin sona ermesinden sonra bile müracaatta bulunulursa, adlî veya idarî makamın, keza çocuğun geri dönmesini emretmesi gerekir, yeter ki, çocuğun yeni çevresine intibak ettiği tespit edilmesin”.
Merkezi makam tarafından talep reddedilmemişse, resmi işlemler başlatılacak ve Bakanlığımız vasıtasıyla milletlerarası bir süreç de başlamış olacaktır.
Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı:
Görüldüğü üzere, uluslararası çocuk kaçırma davaları ülkeler arası hukuki prosedürlere ihtiyaç duymaktadır. Söz konusu prosedürlere hakim ve konusunda uzman avukatlarla çalışmak, müvekkiller için de zaman, para ve hak kaybına sebep olmayacaktır.
Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı – Akpınar Hukuk Bürosu, gerek ülkemiz aile hukukunun uygulanmasında gerekse de uluslararası aile davalarında akademik uzmanlık sahibi olup; söz konusu davalarda ve özellikle uluslararası çocuk kaçırma davalarında uzmanlık sahibi bir bürodur. Bu alanda müvekkillerin her türlü ihtiyaçlarına hukuki çözümler sunmakta; danışmanlık hizmeti de yine sunulan hizmetler arasına girmektedir.

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı ve Örnek Mahkeme Kararları

Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı ve
Uluslararası çocuk kaçırma davalarına ilişkin örnek kararlar:
ÖRNEK KARAR-1-
DAVA TÜRÜ : Tanıma-Mutad Meskene İade
2. Hukuk Dairesi 2016/10737 E. , 2016/13560 K.
Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı:
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, “tarafların müşterek çocukları 27.10.2007 doğumlu …’nun mutad meskeninin Almanya olduğu, çocuğun başvurucu babanın bilgi ve rızası dışında Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi’nin 12 ve 13. maddeleri ihlal edilerek Türkiye’ye getirilmek suretiyle mutat meskeninin değiştirildiği, sözleşme hükümlerine göre çocuğun iadesinin gerektiği, çocuğun geri dönmesi halinde fiziki yada psikolojik bir tehlikeye maruz kalacağının tespit edilemediği” gerekçesiyle mutad meskene iade davasının kabulü ile küçük …’in … Devletinde bulunan mutat meskenine iadesine karar verilmiş, hüküm davalı anne tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olay açısından Sözleşme’nin hükümlerine bakıldığında, asıl olanın çocuğun mutad meskene iadesi olduğu (md.12/1), iadeden kaçınma nedenlerinin ise Sözleşme’nin 12/2, 13 ve 20.maddelerinde açıklandığı görülmektedir. Buna göre, taraf bir devlet, diğer iadeden kaçınma nedenleri yanında, geri dönmesinin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı veya başka bir şekilde, müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceği yolunda ciddi bir risk olduğunu tesbit ederse veya çocuğun, geri dönmek istemediğini ve görüşünün gözönünde bulundurulmasının uygun olacağı bir yaşa ve olgunluğa erişmiş bulunduğu gözlenirse (Sözleşme m. 13/1-b), geri dönmesini emretmeyi reddedebilir.
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 6. ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddeleri de, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir.
5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Yön ve Kapsamına Dair Kanun’un 29.maddcsi uyarınca, 5717 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hallerde; 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun aile hukukuna ilişkin hükümleri ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun hükümlerinin uygulanması gerekir.
Mahkemece, 27.10.2007 doğumlu …’nun mutad meskeninin bulunduğu Almanya’ya iade edilmesi halinde, fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalıp kalmayacağı veya başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüp düşmeyeceği konusunda ciddi bir risk bulunup bulunmadığının tespiti bakımından; sosyal çalışmacı, psikolog veya pedagog gibi bir uzmandan rapor alınmadan karar verilmiştir. Mahkemece iade halinde çocuğun fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalıp kalmayacağı ya da başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşeceği yolunda ciddi bir riskin bulunup bulunmadığı konusunda sosyal çalışmacı, psikolog veya pedagog gibi bîr uzmandan rapor alınarak ve inceleme tarihi itibariyle kendisini ilgilendiren davada görüşlerini ifade etme olgunluğuna erişen çocuğun görüşü de alınarak, sonucu uyarınca çocuğun iadesi hususunun değerlendirilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05.10.2016 (Çrş.)
ÖRNEK KARAR-2-
DAVA TÜRÜ : ÇOCUK KAÇIRMA, ÇOCUKLARIN İADESİ, VELAYET HAKKI
2. Hukuk Dairesi 2006/17627 E., 2007/12722 K.
Uluslararası Çocuk Kaçırma Davası Avukatı:
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre 1980 tarihli Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi, 16 (onaltı) yaşın altında bulunan çocuklar için uygulanır. Sözleşmenin uygulanması çocuk onaltı yaşına geldiğinde sona erer (Söz. m. 4). Bu sözleşme gereğince, mutad meskenine iadesi istenilen çocuklardan Sevda, 25.05.1990 doğumlu olup, dava tarihinde onaltı yaşın içindedir. Bu çocuk, sözleşmenin uygulama alanından çıkmıştır. Mahkemece verilen red kararı, bu çocuk yönünden sonucu itibarıyla doğrudur. Bu çocukla ilgili temyiz itirazları yersizdir.
2- Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesine göre haksız olarak bir akit devlet ülkesinden diğerine götürülen veya haksız olarak diğer akit devlet ülkesinde alıkonulan çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülkeye iade edilebilmesi için önceden mutad meskeninin bulunduğu ülke makamlarından alınmış, velayete veya kişisel ilişki kurma hakkına bir kararın varlığı gerekmediği gibi, böyle bir kararın mevcut olması durumunda, bunun çocuğun haksız olarak götürüldüğü veya haksız alıkonulduğu Devlette tanınması ve tenfiz edilmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Sözleşme, çocuğun velayet hakkı ihlal edilerek bir ülkeden diğer ülkeye götürülmesi veya alıkonulmasının zararlı etkilerinden uluslararası alanda korunması amacına yönelik olup, çocuğun derhal mutad meskeninin bulunduğu ülkeye geri dönmesini sağlama amacıyla akdedilmiştir. Çocuklardan Fatih 20.01.2001 doğumludur. Annenin velayet hakkı ihlal edilerek, bu çocuğun baba tarafından Türkiye’de haksız olarak alıkonulduğu dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır. Davacı annenin bulunduğu ülke makamına başvuru anında çocuğun haksız olarak alıkonulmasından itibaren bir yıldan az bir süre bulunmaktadır (Söz. m. 12/1). Çocuğun iadesi talebinin reddedilmesini gerektiren şartlar bulunmamaktadır. O halde, bu çocuk yönünden davanın kabulü gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple (BOZULMASINA), hükmün diğer çocuk Sevda yönünden yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple (ONANMASINA), 27.09.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İngilizce için tıklayın
Fransızca için tıklayın